4 Kasım 2016 Cuma

MARATON SAVAŞI - ATİNA & PERS İMPARATORLUĞU

       Bir tarafta dünyanın en büyük ordusu Pers imparatorluğu, diğer tarafta yunan şehir devletlerinden Atina. Savaş meydanı ise Yunanistan'ın doğusunda yer alan dar Maraton ovası. İ.Ö 490  Koca bir imparatorluğun askeri zeka karşısında diz çöküşü nasıl oldu bunu ele alacağız.
       Bu savaş bir nevi doğu ve batının belki de hiç bitmeyecek çarpışmasının başlangıcıdır. Gelelim savaşın sebebine. Atina ve Sparta iki yunan şehir devleti sürekli savaş halindeler. Spartalılar savaşçı bir toplum. Atina ise daha elit kesim sayılır. Atina bugün Türkiye sınırları içerisinde yer alan iyonya ya, Perslere elçi gönderir ve Spartanın saldırıları karşısında yardım ister Buna karşılık Persler atinalılardan toprak ve suya kurban vermelerini ister. Bu şu anlama gelmektedir ; atina perslerin hakimiyetini kabul etmiş demektir ama Atinalı elçiler bunu anlamaz sıradan bir anlaşma prosedürü sanırlar ve kabul ederler. Burda biraz kültür çatışması yaşanmış diyebiliriz. Ama Sparta Atinaya çok çabuk saldırır. Atinalılar müttefiki Perslere haber veremeden savaşın ortasında bulurlar kendilerini. Atinalılar yeni kurdukları demokrasiyi de korumak adına daha ateşli savaşırlar ve  kazanırlar Persler ile yaptıkları anlaşmanın artık geçersiz olduğunu varsayarlar ve anlaşmanın iptal olduğunu söylemek için bir elçi gönderirler. Ama bu büyük bir hatadır Persler bunu bir isyan sayarlar. Onlarda Atina elçiler gönderirler ve vergilerini talep ederler ama Atinalılar elçileri ölüm kuyularına atarlar. Bu resmen dünyanın en büyük gücüyle dalga geçmektir. Buna çok sinirlenen Persler Atinaya diz çöktürmek üzere savaş ilan ederler.
       Pers imparatorluğu Hindistan'ın İndus nehrinden mısırdaki Nil nehrine kadar uzanan bir coğrafyaya hakimdi. Dünyanın o zamana kadar ki en büyük devleti Perslerdi. Onlar için Atina gibi bir şehri almak çok zor değildi ve kendilerinden o kadar emindiler ki savaştan sonra Atinada zafer anıtı dikmek için yanlarında mermer götürüyorlardı. Atina ise küçük,dağınık yunan şehir devletlerinden biriydi. Şöylede düşünebiliriz bugünkü Yunanistan'ın birlik değilde her şehrin kendi insanı, kendine yetecek kadar nüfusu ve ordusu olduğunu düşünün ve çoğu zaman bu şehirler birbirleri ile rekabet ve savaş halindeydiler. Persler şehri alacaklarından eminlerdi. Tek sorun şehri nasıl alacaklarıydı. Denizden saldırmak seçeneklerden biriydi ama Atina şehrinin surları vardı ve bu saldırı direnişle karşılanabilirdi. Ayrıca Persler için o zamanın koşullarında silah ve asker desteği almak epey zahmetli olacaktı. Bu yüzden Atinaya doğrudan saldırmak yerine şehrin kırk kilometre doğusunda karaya çıkarma yaptılar. Bundan sonra geriye iki seçenek kalıyordu ya Atina ordusu karşılık verecek ya da Pers ordusu karaya rahatça çıkıp asker toplayıp topyekün Atinaya saldıracaktı. Atina ordusu maraton ovasına gitti. Bütün koşullar Persler lehineydi. Pers ordusu Atina ordusunun iki katından daha fazlaydı. Perslerde yirmi bin piyade üç bin okçu ve iki bin süvari vardı. Atinalılar Perslerin üstünlüğünü çabuk fark etti. Asker sayısı üstünlüğü bir tarafa silah üstünlüğü de Perslerden yanaydı. Perslerin bol miktarda okçu ve süvarileri vardı. Atinalılar Pers piyadelerini durdursalar bile atlı birliklerin karşısında durmaları imkansızdı. Atlı birlikler Atinalılar için büyük dezavantajdı. Çünkü Persler ağır süvari birlikleri ile karşı orduya öldürücü darbe vurma konusunda dünyada ki  ilk düzenli birlik sayılır. Kanatlardan saldıran süvariler düşman ordusunu piyadelerinin önünde adeta yem eder. Atinalıların ise silahı ve asker sayısı azdı ayrıca daha önce böyle bir ordu ile hiç karşılaşmamışlardı. Atinalılar sadece on bin piyadeden oluşuyordu. Savaşı kazanmak için yapmaları gereken şey arazi ve mekanı iyi değerlendirmekti. Atinaya giden yol bir vadiden geçiyordu Persler burdan geçmek zorundaydı. Atinalılar bu vadinin ağzını tüm güçleriyle boşluk kalmayacak şekilde kapattılar. Atina ordusu vadide falanks düzeni aldı. Öne ve arkaya doğru hareket edebilirler ama yanlara doğru hareket edemezler. Bu düzende askerler sımsıkı birbirine yakın durur ve kalkanları ile boşluk bırakmaz. Tek dezavantajı yanlardan saldırı yemektir. Atinalılar da Perslerin ağır süvarilerinden kurtulmak için vadinin yukarılarına doğru iyice yayıldılar. Vadide falanksın yanları çok iyi korunuyor. Hem dik ve kayalık olan vadi hemde çalılarla ve ağaçlarla donatılınca süvari saldırısı yeme şansı kalmıyor.  Persler üç gün boyunca savaş düzeni değiştiriyorlar ama Atinalılar sabit kalıyor. Onların amacı şehre giden yolu tutmak ne kadar bekledikleri önemli değil. En sonunda moralleri bozulan Persler saldırmaya karar veriyor. İlk önce ok saldırısı başlatıyorlar. Bu saldırı karşısında Atinalıların kaçacak bir yeri yok. Ok saldırısını kalkanları sayesinde kolay bir şekilde atlatan Atinalılar Perslerle adeta dalga geçiyor. Perslerin bir amacı var vadiyi aşıp Atinayı yerle bir etmek. Bu yüzden direk saldırmaya karar veriyorlar ve piyadeleri sürüyorlar. Kafa kafaya bir çarpışma ama Atinalılar falanks düzeninde mızrak ve kalkandan oluşan bir duvar gibiler. Atinalılar kendilerine has hepimizin bildiği kalkan ve mızrakları ile saldırıyı savuşturuyorlar. Bu kalkanları gerçekten çok avantajlı. Adı hoplondur. Hoplon kalkanı dışı bronzdur, sağlamdır ok ve kılıç ile parçalanmaz. Ve en önemli özelliği tutacak kısmıdır normal kalkandan daha kolay kontrol edilir ve savunmaya elverişlidir. Her zaman ki süvari desteğini alamayan pers piyadeleri Atina duvarı karşısında başarısız oluyor. Dalga dalga saldırsalar da bir şey fark etmiyor. Perslerin kaybetmek gibi bir seçeneği yok çünkü imparatorluğun saygınlığı tehlikeye girer. Ayrıca Persler sadece anlaşmayı bozdukları için Atinaya saldırmıyorlar bununla beraber on yıl önce kendi toprakları olan iyonya da çıkan ayaklanmaya destek verdikleri için ceza kesmek istiyorlar. Piyadeleri işe yaramayan Persler bu kez kendi özel birlikleri olan ölümsüzleri öne sürdü. Ölümsüzler yüzleri olmayan savaşa sessizlik içinde giden birliklerdir ve müthiş savaş yetenekleri vardır. Ölümsüzler atina duvarını ileri doğru iterler. Atina ordu düzeni sağ ve sol falanks ve merkez kuvvet olarak üçe ayrılır. merkez düştü düşecektir. Ama sağ ve sol falankslar Persleri mahvetmektedirler. Bunun nedeni de normalde Persler en güçlü birliklerini merkeze koyar, kanatlar ise daha zayıftır çünkü kanatlar süvarilerden destek alır. Bu arazide süvariler olmayınca Atinalılar kanatlardaki falankslara en güçlü adamlarını koyar ve Persleri dağıtır. Bunu gören Atina merkez askerleri son bir direniş gösterir ve ölümsüzleri durdurur. Sağ ve soldaki kanatlar da içeri doğru kapanınca ordu V şeklinde bir düzen içerisinde Persleri araya alır ve adeta doğrar.  Maraton savaşı persler için bir kan banyosuna dönüşmüştür. Perslerin altı bin kaybına karşılık Atinalılar iki yüzün altında kayıp vermiştir. Persler bu durum karşısında geri çekilir ve gemilere dönerler. Atinalılar yedi gemiyi ise ele geçirir. Atinalılar Persleri püskürttü ama Persler asyaya doğru yelken açmıyorlar doğruca atinaya gidiyorlardı. Atinalılar zaferi müjdelemek için bir asker gönderir bu asker maratondan Atinaya kadar kırk kilometre durmadan koşar ve zaferi müjdeler. O anda da ölür heralde kalp krizi veya felç geçirmiş olabilir. Günümüzde koşulan maratonlar adını buradan alır. Atina ordusu Pers gemilerini karşılamak üzere şehre gidiyor. Altı yüz gemi ile gelen persler atina ordusunu görünce daha fazla savaşmaktan vazgeçiyor ve savaşı Atina kazanıyor. Bu zaferin anısına meşhur Parthenon tapınağını inşa ediyorlar. Bu tapınak tanrıça athenaya armağan ediliyor. Duvarlarında ise savaşta ölen yüz doksan iki Atinalı askerin rölyefi vardır.
       Savaştan sonra Persler intikam için kırk yıl bekleyeceklerdir. Bu intikam ise bildiğimiz üç yüz Spartalı filminin konusudur. Üç yüz Spartalı maratonda ki taktiği kullanacaklardır. Aslında maraton savaşı son değil bir başlangıçtır. Doğu ve batının savaşı.